|
SU VE 5. DÜNYA SU FORUMU |
|
Hayatın içinden fışkırdığı su canlıların yaşaması için olmazsa olmaz öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Yer altı ve yer üstü suları, kan damarlarının tüm vücudu sarması gibi doğayı sarmakta ve hayatı taşımaktadır. Bu nedenle doğada boşa akan su yoktur. Dünyamızın %70'ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır.
Ancak yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0,3' ü
kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir. Sanılanın tersine ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlıdır ve ihtiyaca ancak cevap vermektedir. Yani Türkiye bir su fakiri ülkesidir. Türkiye'nin kullanılabilir su potansiyeli 110 milyar m3 olup, bunun %16'sı içme ve kullanmada, %72'si tarımsal sulamada, %12'si de sanayide tüketilmektedir.
Dünyanın yıllık yağış ortalaması 1000 mm olup, Türkiye'nin
yıllık yağış ortalaması ise 643 mm. dir. 5. Dünya Su Forumu Birleşmiş Milletler ya da bağımsız bir Sivil Toplum Kuruluşu tarafından değil, bir şirketler birliği tarafından düzenlenmiştir. Dolayısıyla forumun aldığı kararlarda şirketler etkili olmakta, tabandan örgütlü bir sivil toplum katılımına rastlanmamaktadır. Forumda ağırlıklı olarak sunulan suya erişim bir hak olarak değil bir ihtiyaç olarak görülmekte ve bu nedenle ticari bir malmış gibi muamele edilmektedir. Oysa su, 2002`de Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi tarafından ilan edildiği gibi bir insan hakkıdır. Bir ihtiyaç olarak tanımlandığında ticari bir mala, alınan satılan ve üzerinden kâr edilen bir metaya dönüştürülen su, aslında tıpkı hava, rüzgâr ve güneş ışığı gibi insanlığın ortak malıdır, üzerinde bir mülkiyet kurulması ve ticari mala dönüştürülmesi kabul edilemez. Su doğanın tüm canlılara verdiği bir armağandır, toplumsal bir ortak mal olarak korunmalı ve böylece herkesin suya yeterli bir şekilde erişimi garanti altına alınmalıdır. Oysa su ticarileştirildiğinde tüm ticari mallar gibi temiz, sağlıklı ve yeterli suya ancak parası olanlar erişebilmekte ve yaşamın sürmesinin en önemli koşulu olan suya erişim hakkı tehdit altına girmekte, dolayısıyla insan hakları ihlal edilmektedir. Bu bağlamda, Türkiye`de içme suları giderek artan oranda büyük bidonlarda ve pet şişelerde satın alınarak tüketilmekte ve sağlıklı suya erişim giderek ekonomik güçle orantılı hale gelmektedir. İnsan hakkı olan ve kamusal bir hizmet olarak sunulması gereken su 5. Dünya Su Forumunu düzenleyen şirketler tarafından önce özelleştirmeye sonra da ticarileşmeye çalışılmaktadır. Enerji üretimi, sulama gibi amaçlarla yapılan büyük barajlar, ekosistemi tahrip eden, insan yerleşimlerini ve doğal, tarihi ve kültürel alanları sular altında bırakan, bu nedenle ciddi ekolojik, sosyal ve kültürel yıkımlara yol açan yapılmaması gereken projelerdir. Ayrıca kuraklığın ülkemizin önündeki en büyük tehdit haline geldiği iklim değişikliği çağında ancak su döngüsüne uyarak, doğanın akışını koruyarak susuz kalmanın önüne geçebiliriz. 5. Dünya Su Forumunu düzenleyen şirketler, baraj yapımını suyun depolanması ve güvenliği için yararlı görmektedirler. Forum üyeleri arasında baraj inşaatı yapan onlarca şirketin bulunmaktadır. Türkiye, sulak alanları ile göllerinin yarıya yakınının kurumasına neden olan yanlış su politikaları sebebi ile su kaynaklarının geleceğini tehlikeye sokacak kadar ciddi hatalar ulaşmış durumdadır. Hayati öneme sahip su kaynaklarının korunması için var olan ekolojinin korunması gerekir. Bunun için su kaynaklarının yönetiminin entegre havza yönetimi ilkesi doğrultusunda yapılması gerekmektedir.
Bu bağlamda ülkemizde suyun %72 sinin kullanıldığı tarımsal sulamada yanlış politikalar hemen terk edilmeli, tarımsal sulamada azami su tasarrufu sağlayacak damlamalı yönteme geçilmeli, büyük barajların yapımından vazgeçilmelidir.
EN ÖNEMLİ OLARAK SUYA ULAŞIM TÜM İNSANLIĞIN HAKKI OLARAK GÖRÜLMELİ VE KESİNLİKLE TİCARİ BİR META HALİNE GETİRİLMEMELİDİR.
Yüksel Üstün Doğa İle Barış Derneği Başkanı
|