SU VE 5. DÜNYA SU FORUMU

 

Hayatın içinden fışkırdığı su canlıların yaşaması için olmazsa olmaz öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Yer altı ve yer üstü suları, kan damarlarının tüm vücudu sarması gibi doğayı sarmakta ve hayatı taşımaktadır. Bu nedenle doğada boşa akan su yoktur. 

Dünyamızın %70'ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır.

Ancak yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0,3' ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir.

Dünya nüfusunun %40'ını barındıran 80 ülke şimdiden su sıkıntısı çekmektedir. 1940-1980 yılları arasında su kullanımı iki katına çıkmıştır. Nüfusun hızla artması, buna karşılık su kaynaklarının sabit kalması sebebiyle su ihtiyacı her geçen gün artmaktadır.

Sanılanın tersine ülkemizde ise tatlı su kaynakları oldukça sınırlıdır ve ihtiyaca ancak cevap vermektedir. Yani Türkiye bir su fakiri ülkesidir. Türkiye'nin kullanılabilir su potansiyeli 110 milyar m3 olup, bunun %16'sı içme ve kullanmada, %72'si tarımsal sulamada, %12'si de sanayide tüketilmektedir.

Dünyanın yıllık yağış ortalaması 1000 mm olup, Türkiye'nin yıllık yağış ortalaması ise 643 mm. dir.

Türkiye su kıtlığı çeken ülkeler arasında yer almamakla birlikte, hızlı nüfus artışı, kirlenme ve yıllık yağış ortalamasının dünya ortalamasından düşük olması; mevcut kaynakların daha dikkatli kullanılmasını ve kirlenmeye karşı gerekli tedbirlerin bir an önce alınmasını gerektirmektedir

5. Dünya Su Forumu Birleşmiş Milletler ya da bağımsız bir Sivil Toplum Kuruluşu tarafından değil, bir şirketler birliği tarafından düzenlenmiştir. Dolayısıyla forumun aldığı kararlarda şirketler etkili olmakta, tabandan örgütlü bir sivil toplum katılımına rastlanmamaktadır.

Forumda ağırlıklı olarak sunulan suya erişim bir hak olarak değil bir ihtiyaç olarak görülmekte ve bu nedenle ticari bir malmış gibi muamele edilmektedir.

Oysa su, 2002`de Birleşmiş Milletler Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi tarafından ilan edildiği gibi bir insan hakkıdır. Bir ihtiyaç olarak tanımlandığında ticari bir mala, alınan satılan ve üzerinden kâr edilen bir metaya dönüştürülen su, aslında tıpkı hava, rüzgâr ve güneş ışığı gibi insanlığın ortak malıdır, üzerinde bir mülkiyet kurulması ve ticari mala dönüştürülmesi kabul edilemez.

Su doğanın tüm canlılara verdiği bir armağandır, toplumsal bir ortak mal olarak korunmalı ve böylece herkesin suya yeterli bir şekilde erişimi garanti altına alınmalıdır. Oysa su ticarileştirildiğinde tüm ticari mallar gibi temiz, sağlıklı ve yeterli suya ancak parası olanlar erişebilmekte ve yaşamın sürmesinin en önemli koşulu olan suya erişim hakkı tehdit altına girmekte, dolayısıyla insan hakları ihlal edilmektedir.

Bu bağlamda, Türkiye`de içme suları giderek artan oranda büyük bidonlarda ve pet şişelerde satın alınarak tüketilmekte ve sağlıklı suya erişim giderek ekonomik güçle orantılı hale gelmektedir.

İnsan hakkı olan ve kamusal bir hizmet olarak sunulması gereken su 5. Dünya Su Forumunu düzenleyen şirketler tarafından önce özelleştirmeye sonra da ticarileşmeye çalışılmaktadır.

Enerji üretimi, sulama gibi amaçlarla yapılan büyük barajlar, ekosistemi tahrip eden, insan yerleşimlerini ve doğal, tarihi ve kültürel alanları sular altında bırakan, bu nedenle ciddi ekolojik, sosyal ve kültürel yıkımlara yol açan yapılmaması gereken projelerdir.

Ayrıca kuraklığın ülkemizin önündeki en büyük tehdit haline geldiği iklim değişikliği çağında ancak su döngüsüne uyarak, doğanın akışını koruyarak susuz kalmanın önüne geçebiliriz.

5. Dünya Su Forumunu düzenleyen şirketler, baraj yapımını suyun depolanması ve güvenliği için yararlı görmektedirler. Forum üyeleri arasında baraj inşaatı yapan onlarca şirketin bulunmaktadır.

Türkiye, sulak alanları ile göllerinin yarıya yakınının kurumasına neden olan yanlış su politikaları sebebi ile su kaynaklarının geleceğini tehlikeye sokacak kadar ciddi hatalar ulaşmış durumdadır. Hayati öneme sahip su kaynaklarının korunması için var olan ekolojinin korunması gerekir. Bunun için su kaynaklarının yönetiminin entegre havza yönetimi ilkesi doğrultusunda yapılması gerekmektedir.

 

Bu bağlamda ülkemizde suyun %72 sinin kullanıldığı tarımsal sulamada yanlış politikalar hemen terk edilmeli, tarımsal sulamada azami su tasarrufu sağlayacak damlamalı yönteme geçilmeli,  büyük barajların yapımından vazgeçilmelidir.

 

EN ÖNEMLİ OLARAK SUYA ULAŞIM TÜM İNSANLIĞIN HAKKI OLARAK GÖRÜLMELİ VE KESİNLİKLE TİCARİ BİR META HALİNE GETİRİLMEMELİDİR.

 

Yüksel Üstün

Doğa İle Barış Derneği Başkanı

 

  • Suyla ilgili bazı veriler:

  •  

  • Bir litre atık su, sekiz litre tatlı suyu kirletir. Yeryüzündeki kirletilmiş su miktarı 12.000 kilometre küptür ve bu miktar, dünyanın en büyük on nehrinde bulunan tatlı su miktarından daha fazladır.

  • Su kirliliğinin nüfus artış hızıyla birlikte artması durumunda, 2050 yılına kadar dünya çapında 18.000 kilometre küplük tatlı su kaybedilmiş olacaktır.

  • Türkiye, son 40 yıl içerisinde üç Van Gölü büyüklüğüne denk gelen 1.300.000 hektar sulak alanını kaybetmiştir.

  • Dünya nüfusu geçtiğimiz yüzyılda üç kat artmıştır. Aynı dönemde su kullanımı ise altı katına çıkmıştır.

  • Bir ülkenin su zengini olabilmesi için kişi başına düşen yıllık ortalama su miktarının en az 10.000 metre küp olması gerekir.

  • Kişi başına yılda ortama 92.000 metre küp su düşen Kanada, su zenginliğinde birincidir.

  • Kişi başına 138 metre küp su düşen Ürdün ve 124 metre küp su düşen İsrail en az suyu bulunan ülkelerdir.

  • Türkiye, kişi başına düşen yıllık ortalama 1.430 metre küp su ile su yoksulu bir ülkedir.

  • Gelişmiş ülkelerde doğan bir çocuğun tükettiği su miktarı gelişmekte olan ülkelerde doğan bir çocuğun tükettiğinin 30 ile 50 kat daha fazlasıdır.

  • Nil Nehri’nin yüzde 84’ünü barındıran Etopya, 12 milyon kişinin açlık çektiği, suya muhtaç bir ülkedir.

  • Gana’da yaşayan bir kişinin yıllık su tüketimi, Amerika’da yaşayan bir kişinin yıllık su tüketiminden 300 kat azdır.

  • Kanadalı insanların günlük su tüketimi 150-200 litredir. Çad, Nijer ve Mali’de ise günlük su tüketimi 10 litreyi geçmemektedir. Bu miktar modern tuvaletlerin sifonlarında bir seferde tüketilen su miktarına denktir.

  • Üç Asyalıdan biri sağlıklı içme suyundan mahrumdur, iki Asyalıdan biri ise temiz ve sağlıklı yaşam koşullarından mahrumdur.

  • Her yıl 250 milyon insan, kirli sularla bulaşan hastalıklara yakalanmakta ve yaklaşık beş milyon kişi yaşamını kaybetmektedir.

  • Dünyadaki 2 milyar 600 milyon kişi de atık suları arıtacak sistemden yoksun bulunuyor.

  • Büyük barajlar, kalkınma değil ekosistemi tahrip eden, insan yerleşimlerini ve doğal, tarihi ve kültürel alanları sular altında bırakan, bu nedenle ciddi ekolojik, sosyal ve kültürel yıkımlara yol açan yapılmaması gereken projelerdir.

  • Günümüzde göllerin kuruyor olmasının en temel nedeni küresel ısınma değil, yanlış tarımsal sulama projeleridir.

  • En çok su tasarrufu evde değil, tarlada yapılır.

  • Sulu tarım her zaman daha karlı değildir. Damlamalı tarım tercih edilmelidir.

  • Türkiye’de doğayı yok eden en büyük etken orman yangınları veya çölleşme değil, yanlış su politikalarıdır.